İNKONTİNANS TİPLERİ

İDRAR KAÇIRMA (ÜRİNER İNKONTİNANS)
Üriner inkontinans kişinin isteği dışında idrar kaçırması demektir. Ciddi boyutta idrar kaçırma her on kadından birini etkileyen bir sorundur.

İNKONTİNANS TİPLERİ
Urge İnkontinans: Kişi idrar hissi geldiğinde tuvalete yetişemez. Aniden idrarı gelir ve bunu geciktiremez, hemen tuvalete yetişmek isterken kaçırır.

Stres İnkontinans: Öksürmek, hapşırmak, gülmek gibi karıniçi basıncının arttırılması sonucunda idrar kaçırmanın oluştuğu durumlara stress inkontinans adı verilmektedir.Genellikle, kadınlarda geçirilen doğumlara veya yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Aşırı kilo da burada etkili bir faktör olabilmektedir.
Hastalar hem stres hem de urge tipi idrar kaçırma şikayetlerine sahip olabilirler.

Geçici inkontinans: Yaşlılarda sık olarak karşımıza çıkabilen, bunama, enfeksiyon, ilaç kullanımı, hareketsizlik, kabızlık,ve bunlar gibi birçok nedene bağlı olabilen durumlardır.

Taşma inkontinansı: Mesanenin kapasitesinin üzerinde dolarak taşması sonucunda oluşmaktadır.

Devamlı idrar kaçırma: Sıklıkla idrar yollarının bir bölümü ve vajina arasında oluşan normal dışı bir açıklık (fistül) nedeniyle oluşan sürekli idrar kaçırmadır.

Nedenleri:
– İleri yaş
– Menopoz
– Obezite
– Gebelik
– Doğum (genç yaşta doğum yapmak)
– Kronik öksürükle seyreden akciğer hastalığı
– Diyabet (şeker hastalığı)
– İdrar söktürücü (diüretik) ilaç kullanımı
– Çay ve asitli içecekler
– Dirençli idrar yolu infeksiyonları
– Nörolojik hastalıklar
– İnme
– Medulla spinalis yaralanmaları
– Alkol
– Sigara
– Kullanılan bazı ilaçlar: Benzodiazepinler, alfa-blokörler, kalsiyum kanal blokörleri

CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR

CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR (CYBH)
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (zührevi hastalıklar) cinsel temas sonucu bakteri, virüs yada parazitlerin bulaşması sonucu bireyler arasında geçiş yapan hastalıklardır. Yalnız cinsel yolla bulaşan hastalıklar sadece cinsel yolla bulaşmazlar bunlardan bazıları kan yada yakın temas yollarıyla da geçebilmektedirler. Örneğin AİDS hastalığı cinsel ilişki ile bulaşabildiği gibi kan nakli ile de bulaşabilmektedır.
Genellikle genital bölgede akıntı, ağrı, ülsere yada kabarcıklı lezyonlar, yanma, şişme, kızarıklık, idrar yaparken yanma gibi şikayetler oluşur.

Korunma:
Cinsel yolla bulaşabilen hastalıkları önlemenin en doğru yolu güvenli cinsel ilişkidir. En doğrusu tek eşli yaşamdır. Eğer partner sayınız birden fazla ise veya partnerinizin geçmişinden tam olarak emin değilseniz başka bir doğum kontrol yöntemi kullanıyor olsanız bile (doğum kontrol hapı gibi) mutlaka ek olarak prezervatif kullanmanız gerekmektedir.

GENİTAL SİĞİL
Human papilloma virusunun (HPV) neden olduğu cinsel geçişli viral bir enfeksiyondur. Daha önceden enfekte olmuş partnerle korunmasız ilişki sonrasında ortaya çıkar. Genital bölgede özellikle vulvada ve anüs etrafında lokalize ağrısız pigmente lezyonlar şeklindedir. Siğiller bazen vajina içinde ve rahim ağzında da olabilir. İlaçla tedavisi çok başarılı değildir. Siğillerin cerrahi olarak çıkartılması veya elektrokoterle yakılması şeklinde tedavi edilir. Uzun dönemde tekrarlayabilir. Özellikle rahim ağzına yerleşmiş olan siğiller ileriki yıllarda rahim ağzı (serviks ) kanseri riskini arttırmaktadır. Siğiller hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

GENİTAL HERPES
Herpes Simpleks Virüsü (HSV Tip 2) (Uçuk virüsü) etkendir. Virüsün uçuk oluşumuna neden olan Tip 1 ve genital enfeksiyona neden olan Tip 2 olmak üzere iki ayrı tipi vardır. Cinsel organlarda su çiçeğine benzer su dolu kabarcıkların ortaya çıkması şeklindedir. Akut dönem çok ağrılı olabilir. Vulvada ağrı yanma hissi, idrar yapmada zorluk ve idrar yaparken yanma yakınmaları vardır. Kasık bölgesindeki lenf bezleri irileşir. Akut dönem geçirildikten sonra lezyonlar dönem dönem tekrar çıkabilir. Tekrarlayan enfeksiyonda yakınmalar daha hafifdir, ancak etrafa bulaştırıcılık yüksektir. Tedavisinde uçuk tedavisinde de kullanılan antiviral ajanlar kullanılabilir. Doğum anında genital herpesi olan kadınların bebekleri, yenidoğan döneminde ciddi enfeksiyonlara yakalanabilir. Bu nedenle genital herpesli kadınların sezaryenle doğum yapması önerilir.

TUBOOVARYAN ABSE

TUBOOVARYAN ABSE (TOA)
Tuboovarian abse (Tubo-ovarian abse) (Tuboovaryan abse) (Tubaovarian abse) (Tubaovaryan abse) gibi değişik şekillerde yazılabilmektedir ve TOA şeklinde kısaltılmaktadır.

Tuboovaryan abse; tuba (tüpler), over (yumurtalık) ve etraftaki barsak gibi diğer dokular arasında oluşan absedir.

Çoğunlukla pelvik inflamatuar hastalık (PID) ‘nin bir sonucu olarak oluşursa da bazen bir karın ameliyatını takiben veya apandisit, divertikülit gibi durumları takiben de oluşabilir. Çoğunlukla tek taraflıdır. Tüm PID olgularının yaklaşık %25’inde TOA gelişir.

Belirtiler:
Pelvik (alt karın) ağrı, ateş ve kanda beyaz küre (lökosit) yüksekliği başlıca bulgulardır. İleus (barsak hareketlerinde yavaşlama, durma), bulantı, kusma, septik şok belirtileri de oluşabilir.

Tanı:
PID tanısında olduğu muayene dışında kanda beyaz küre (lökosit) yüksekliği, ateş, sedimentasyon ve CRP değerlerinde artış önemli bulgulardır. Ultrasonda çoğunlukla TOA’ya ait kitle görülebilir. Abseye ait kitlenin başka kitle yapan durumlardan ayrılmasında zorluk çekildiğinde tanı için tomografi gerekebilir.

Tedavi:
Tedavide öncelikle çoklu antibiyotik tedavisi denenebilir. Sadece antibiyotik tedavisi ile %30-80 arasında değişen oranlarda başarı elde edilmiştir ve antibiyotik verilen hastaların yaklaşık %25’inde ameliyat gerekmiştir. İlk 72 saat içinde antibiyotiklere yanıt vermeyen abse olgularında cerrahi tedavi düşünülmelidir.